Sunday, May 20th

Last update:02:57:28 AM GMT

You are here:
 

Senaryolar

E-posta Yazdır PDF

     Aile Hekimliğine geçme aşamasında olası alternatif senaryolar neler olabilirdi?

Senaryo - 1 -

Aile hekimliğine geçilmeyip, sağlık ocağı sistemiyle devam edilir, Her hekime bir poliklinik odası tahsis edilir, önüne de bilgisayar konur, yanına da bir ebe görevlendirilir, belli bir bölge ve nüfus atanır, fazla personel çekilir, şimdiki işlere yakını yine bir şekilde yaptırılırdı. Şimdikine göre daha az maaşla, yani o zamanlar zaten alıştığımız maaşlarla zaten alıştığımız bir çok şeyi yapmaya devam eder, futbol maçına vs. hafta sonu görevlendirildiğimizde bile gıkımız çıkmazdı.

* - (Şimdiki gidişatta bu yönde gibi. Hani limit x sonsuza giderken ki gibi. Aklın yolu bir. Sistem neyi kaldırıyorsa eninde sonunda ne yaparsanız yapın yol oraya çıkıyor gibi. Demek ki bir değişiklik oluşturmak istiyorsak bunu dışarıdan ve hazır beklemeyip önce bizler kafa olarak değişmeliymişiz - "Change your image, change your life " sloganını " Change your mind, change your life " olarak ta uyarlayabiliriz. " Düşünce tarzını / Tutumunu değiştir, hayatın değişsin " )

Dernekler kurulmaz..... şimdiki gibi mail gruplarında bu kadar tartışılmazdı ......ve TTB "F tipi" vs. ile devam ederdi herhalde.......Bu sistemde yer alan hekimler vatan hainliğiyle, satılmışlıkla filan suçlanmaz, "kabil" ilan edilmezdi (Abil ile Kabil' e atfen, kardeş katili hani), Tam güne de evet derdik. İşyeri hekimlikleri de bir şekilde yine bıraktırılırdı farklı bir organizasyon modeliyle. Patronların cebinden aynı para yine çıksa bile bu para hekimlerin cebine girmeyeceği için, geniş bir çevre tarafından, hatta işyeri olmayan birçok hekim tarafından bile hararetle alkışlanırdı. Şimdi muayenehanelerin kapatılması girişiminde olduğu gibi.

(Kimse de çıkıp; " Neden tam gün özel muayenehanesinde hizmet veren hekime özel hastanelere ödediğin parayı doğrudan ödemiyorsun, reçetesini karşılamıyorsun. Para patronun cebine değilde doğrudan hekimin cebine girince mi suç ? " demediği gibi. " Bizim hangi bilgi eksiğimiz var da istifa edip eczane açamıyoruz? " diye sormadıkları gibi. - Hekim milleti bir şekilde parayla kavgalıdır zaten ve suçluluk duyar, bilinç altında blokaj geliştirip minibüs şöförlerinin bile ' kabak gibi ortada ' dedikleri fırsatları asla göremezler, kazanan hekimide dışlarlar ve suçlarlar, sadece parasız çulsuz hekimler derviş gibi dürüstçe bu mesleğin hakkını veriyorlardır onlara göre. Bir tür ' money-fobi ''yani)

(Hepimiz aynı anda istifa etsek, aynı pozisyonlarımızda görevlendirilerek bir süre bu senaryo uygulanır herhalde. (Taksitlerimiz, sözleşmelerimiz ne olur bilemem)

Senaryo - 2 -

Yukarıdaki senaryo benzeri, söz gelimi 40.000 kişiye bir semt polikliniği tarzında yerler açılırdı.

Yaklaşık 800.000 nüfusu olan bir il merkezinde 20 tane kadar mesala.
(Ya da her merkeze 20 Pratisyen hekim hesabıyla 10 tane. Ayrıntılı hesaplamadım)

(Şimdi ortalama 10 AH nin baktığı 15-49, gebe ve lohusa bir Kadın-doğumcuya, Şimdi baktıkları bebek - çocuk nüfus bir pediyatriste ve şimdi baktıkları toplam kronik hastalar da bir dahiliyeciye dağıtılarak)

- KBB, Göz, Cildiye vs. haftanın belli günleri rotasyonla gelirdi.

- Çocuk doktorları bebek-çocuk takibi ve aşıları yapardı.

- Kadın-doğum doktorları RİA uygulaması, smear ,15-49, USG, gebe ve lohusa takibi, jinokolojik muayene vs. yapardı.

- Dahiliye doktorları kronik hastalıkları takip ederdi.(Hipertansiyon, diabet, tyroid, Koah vs.)

- 10 kadar Pratisyen hekim de geri kalan 4.000 civarında nüfuslarına (Bölge bazlı) ASE siz bakarlardı. 7/24 hizmet veren birimde dönüşümlü olarak enjeksiyon/pansuman yanı sıra muayenede yaparak nöbet tutar ve sağlık ocağında eskiden yaptığı iş kalemlerini aynen sürdürürken gıkı bile çıkmazdı.

(Düşündükçe daha mantıklı gibi bile geliyor devlet ve hizmet açısından. 2. basamağa sevkler olduça düşerdi hem. Raporlar çıkardı. Üstelik aile hekimliğinden daha rentable gibi. Hem hekimlerin cebine para da girmiyor ne güzel)

-İş yeri hekimliği hizmetleri de ayrı bir birim olarak organize edilirdi söz gelimi. Tam gün yasası aynen devam.

 
(Almanya sağlık bakanı Philipp Rösler çocukların Aile Hekimine değil Çocuk doktorlarına gitmesi gerektiğini savunuyor. Alman Aile Hekimleri tüm aileye hizmet vermeleri gerektiğini savunurken (Almanyadaki Aile Hekimlerinin eğitim içerikleri bizdeki AHU eğitiminden epey farklı), çocuk hekimleri de Aile Hekimlerinin eğitimlerinin çocuklara bakmak için yetersiz olduğunu savunmuş.(Orada da Aile Hekimleriyle Çocuk Doktorları bir birlerine girerler mi dersiniz?)


Senaryo - 3 -

Gerçekleşen senaryo olsun, yani şu anda yaşanan. Demek ki olası senaryoların gerçekleşmesi en mümkünü buymuş.

Olası senaryoların içine kendinizi bir yerleştirin lütfen. Hangisinin gerçekleşmesi sizi daha mutlu ederdi? Siz hangi senaryoda oynamak isterdiniz.
(Hekim olarak, Vatandaş-Hasta olarak, Devlet-Ödeme kurumu olarak ayrı ayrı bakın)

(Elbette sonuçta insan faktörüne dayanan ütopya (Aç tavuk rüyasında hesabı) ve katı denetim modellerine dayanan disütopya içerikli farklı senaryolar da (Kabus) üretmek mümkün. Temenni-Hayal ile gerçekliğin kesiştiği noktada mümkün olabilecek olası senaryolar üretmek önemli olan)

Promosyon ve raklamlar bittiğine göre şu senaryo herhalde hepimizi ürkütüyordur;

Görünen köy o ki; Verilen muayenehane desteğinin tamamen harcanması sağlanıp, şimdiki işleri 3.500 ? 4.000 Tl bandında bir paraya, tamamen SGK ile sözleşmeli, iş güvencesiz yapmamız bekleniyor.

Yeni mezunlarıda sözleşmeli  hekim olarak boş pozisyonlara atanmaları yakındır. Yani istifa ederse açıkta kalır.

Başka ek bir iş yapma şansı olmaksızın, 657 de bize sunulan özlük haklarıda olmaksızın aynı işi yapmaya devam edeceğiz. Özel sektör de hekimler için pek iç açıcı görünmemekte. (Küba da hekimlik yapmayı tercih edermiydim acaba?)

SGK ile sözleşme vakti kapımızı çaldığında, toplu sözleşme ve grev hakkı olmaksızın, organize olamamış şekilde masanın karşı tarafı boş ve sadece önümüze konan sözleşmeyi imzalamak - yeni mezun ve seçeneksiz olmak- kaderimiz olacak.
(Belki de amaç hekimleri tamamen özelleştirmek, direnenlere de güya mantıklı bir kılıf uydurup mobbing yaparak özelleşmeye razı olmaya zorlamak mı. Özendirme (Havuç) yanısıra diğer yöntemlerden neden yararlanılmasın?)

Günü kurtaran ve şu an ki acil sıkıntılarımızı giderecek çözümler peşinde olmak, uzun vadeli bu senaryoları ve yapmamız gerekenleri gözden kaçırmamıza neden olmamalı.

Bakanlığın bir an önce hekimlere uzun vadeli, Önlerini görüp plan yapabilecekleri bir vizyonun güvencesini vermesi gerekiyor. Bu da kalıcı ve nihai yasanın bir an önce çıkmasıyla mümkün olur. Herkes peşin peşin neye ne kadar razı olacağına baştan karar verir ve yap boz tahtası gibi ve her bölgede farklı uygulamalar son bulur. Baştan özendirme amaçlı verilenler teker teker geri alınıp, ek angaryalar paket hizmet anlayışının içine sokuşturulmazdı.

Yoksa yaşadığımız kaygı durum daha kötü senaryoların akla gelmesini ve kötümser havanın daha da eskale olmasına neden olacak.

Hekimler hızla organizasyonlarını tamamlayıp, olası senaryoların gerçekleşmesi durumunda hangi B ve C planlarını uygulayıp, neler yapabileceklerini kurgulamak zorundalar.

Bunu yaparkende diğer meslekdaşlarının konumlarını ve mesleğin gelecekte yeni nesil hekimlere neler katacağını baştan göz önünde tutmalılar.
(Bunları kucağımızda bulup sonra şaşırmayalım)

Hekimlerde bunu yapabilecek kapasite ve niyet kendini önümüzdeki kısa dönemde kuşkusuz belli edecektir.

Zaman hızla ilerliyor.

Saygılarımla

 

Mithat TOSUN


Yorumlar   

 
+24 #4 Dr.Tolga Sucu 05-09-2010 23:30
arkadaşlar ttb nin ailehekimliği sürecinde bizlere katkıları ortada
ortada dediğim herhangi bir pozitif katkıları olmadığı gibi bizleri dışladılar çok iyi hatırlıyorum demeçlerden birinde biz size geçmeyin diyoruz geçerseniz sorumlusu siz olursunuz du
tamam sonuçta ttb bizim tek mesleki örgütümüz ama sonuçta orada görev yapan arkadaşlarımız bizim arkadaşlarımız ama şunu da görmemezlikten gelemeyiz çok fazla siyasi oldular
x parti bunu getiriyor o zaman karşıyız biz bunu desteklemiyoruz
neden
acayip acayip abuk subuk nedenler yok dünya bankası desteğini çekermiş falan filan
sonuçta biz ailehekimliğini seçtik ttb ye inanıp ailehekimliğini i seçmeyen arkadaşlarımın sonradan çok mağdur olduklarını gördüm
hekimliğin 1980 lerden 2000 lere gelene kadar maddi açıdan kayıplarınıda gördük 1200 tl maaşla dağlarda çalışırken benim meslek örgütüm f tipiyle uğraşıyordu
ttb nin bu sürece en büyük katkısı onlar sayesinde güçlü bir federasyon kurduk
bu arada ben bir daha 1. senaryoyu yaşamak istemiyorum
tekrar söylüyorum ben hala ttb üyesiyim ve ttb benim hala meslek örgütüm ama önce ttb nin içindeki bu kafaların değişmesi gerekiyor
saygılar
bu kouyuda forumlara taşıyorum orada daha güzel tartışabiliriz
 
 
+24 #3 Guest 05-09-2010 09:14
Sayın Tamer KARA
Yazıda TTB ye tu kaka denmemiş, geçmişteki olayların durum saptaması yapılmıştır. Ben mi yanlış hatırlıyorum acaba? Yoksa benim geçmiş yazılarımdan yola çıkarak TTB ye tu kaka dediğimi mi varsaydınız? Kişilerin hangi senaryoda yer alacakları kendi özgür kararlarıdır. Farklı senaryolarda üretilebilir. 1. senaryonun sonunda parantez içinde sizin tercihinizle buluştuğumuzu düşünüyorum :))
Saygı ve sevgilerimle
 
 
-19 #2 Tamer KARA 05-09-2010 01:05
haaa unutmadan
ben özlük haklarımın korunduğu senaryo 1 i tercih ederdim hemde hiç düşünmeden...
Çünkü ücretler gidince birde özlük hakkı mücadelesi vermek zorunda kalmazdım.
 
 
-22 #1 Tamer KARA 05-09-2010 01:03
Meslek örgütlerini meslek örgütü yapan içindeki üyeleridir.
TTB üyeleri bizlerdik,yönet imleride bizler seçtik.
En büyük meslek gurubu hala TTB ve tu kaka diyorsun Uzman Dt.Mithat Tosun meslektaşım.
Demekki aslında tu kaka olan bizmişiz.
Ambalaj değiştiğinde öz değişecekmi tu kakalıkatan kurtulacakmıyız acaba..
 

Yorum ekle

Yorum yaparken yapıcı olmaya özen gösteriniz. eleştirirken eleştirileceğinizi unutmayınız.


Güvenlik kodu
Yenile